Thursday, February 22, 2007

Paul Auster Röportajı- 22 Şubat 2007


- Gerçek, tamamen onu nasıl algıladığınıza bağlı bir şeydir
Nesnel gerçeklik diye bir şey yoktur ki. Her şey ona nasıl baktığımıza bağlıdır. Gerçek, büyük ölçüde kültürel bir gelenektir ya da bireylerin algılayış biçimlerine göre farklılık gösterir.
Gerçeğin gündelik yaşam içerisinde bir ayarsızlığı, umulmadık bir anda kendini var ediş biçimi vardır. Aslında bunu herkes bilir. Ama çoğu insan kabul etmek istemez. Çok rahatsız edicidir gerçeğin kontrol altına alınamayacak oluşu. Zira insanlar umduklarını bulmak ister. Oysa gerçeğin böyle bir ayarı yoktur. İşin aslı umulduğu gibi değildir yani. Son derece çılgın, umulmadık şeyler olur dünyada. Sürekli

- Bir insan kendine erişemezse ötekinin sınırına eremez
Bence kimlik dediğimiz sabitlenebilecek bir şey değildir. Bir insan ya da karakter -adına ne dersek diyelim- bir tayf gibidir. Renkli bir tayf. Ya da içinde bir sürü nota bulunan bir klavye. Hemen her zaman değişiriz. Düşüncelerimiz, tavırlarımız, içinde kendimizi bulduğumuz koşullar. Değişiriz. Atlamalar yaparız. Bu arada kendimizi ve kim olduğumuzu anlamaya çalışırız. Ama asla tam manasıyla kim olduğumuzu bulamayız. Bu ne zamana kadar sürer? Bir kriz anı... Beklenmedik gelişmeler... Aniden baş gösteren sıkıntılar. Bu nokta bana çok ilginç geliyor. İşte tam bu nokta. Gerçek bir sıkıntıyla yüzleşme anı.
Kendiniz... Bilemezsiniz. Hiçbir zaman bilmezsiniz gerçekten kim olduğunuzu. Bu her zaman bana müthiş bir fikir olarak gelmiştir.

No comments: